Amargos… kitle turizminin uğramadığı sevimli minik ada. Benim için Santorini’ye giderken Kos adasından bir günlük aktarma ile uğrak noktası oldu. Yine her Yunan adasında olduğu gibi şirin süslü boyalı evler. Kapı önleri rengarenk çiçekler… beni gezerken resmen büyüleyen bir atmosfer. Sahildeki limanın önünde birkaç taverna şöyle denize doğru içilen uzo ve o lezzetli yemekler… beni benden aldı diyebilirim. Arka sokaklarda kaybolmak yazı değil şiire döndü Amargos…
Limana ilk indiğimde ne kadar küçük burada ne yapabilirim diye düşünmüştüm. Hemen bir arka sokağa girince renkli sokaklarda kendimi kaybettim, insan klima suyunun. Aktığı bidonu bile rengarenk boyuyorsa daha ne denir ne anlatılır ? … Sardunyalar begonviller rengarenk her tarafı süslü iki katlı evlerin arasında gezerken tebessümle selam veren insanlar. Amargos’a işte bunun için gidin sakin sabah yürüyüşleri, pırıl pırıl deniz, denizden yeni çıkmış balık ahtapot kalamar keyfi iki gün size bir hafta kalmış kadar enerji verir.
Sahil faslı bitince eskiden korsanlardan korunmak için yerleştikleri yüksek tepedeki köy Chora .. Amargos’ta en çok beğendiğim yer!! Denizi bile unuttum. O daracık renkli sokaklara vuran gün batışının kızıllığı başka bir yerde böyle içinize huzur vermez. Resmen sen bekle bu güzelliği yarın tekrar sana getireceğim der gibi… renk renk minik minderlerle süslenmiş merdivenlerde oturup kahve keyfi yada şirin restoranlarda ada lezzetleri… hangisini isterseniz ben ikisinden de vazgeçmeyin derim.
Geleneksel halini korumuş hali ayrı bir müsemma. Amargos uzun yıllar korsanların ilgi odağı olmuş. Lakki de kamp yapan 70 li yılların Hippi leri, 19. yüzyıl gezginleri, anlatılan enteresan hikayeler; Ai-Giorgis Varsamitis’in “konuşan sularından” kehanetleri gören ada sakinleri, eski patikalarının ve uzak köylerinin size 20. yüzyılı unutturacağı, 21.yüzyılı umursamayacağınız bir Yunan adasını keşfetmek çok ilginç gelebilir. Agia Anna plajına kutsal bir yolculuk yapmanız mümkün. Panagia Hozoviotissa huşu uyandıran manastırda bir mum yakıp dilek dileme ritüelini unutmamanızı öneririm. Bu arada ballı ev yapımı Rakolomelo adındaki sert içkiyi denemeyi unutmayın. Adanın iki limanı Katapola veya Aigiali’den bir tekne yolculuğuna çıkmak ayrı bir keyif olur… Kiklad’ın Arnavut kaldırımlı etrafı kaleyle çevrili şehir merkezine yürümek keyifli olacaktır.
Amorgos başka ne yapılır?
Panagia Hozoviotissa: Ege mucizesi Ege’deki en eşsiz bir manastır olduğundan bahsediliyor ve adadaki en önemli yerlerinden biri. İlk bakışta kocaman bir kayalık gibi görünen Manastır aslında buraya yerleştirilmiş … biraz zorlanma ihtimali var çünkü 300 basamaklı bir merdivene tırmanıp, dar kapıdan geçerek her biri 5 metre genişliğindeki sekiz kat daha çıkmak gerekiyor kondüsyonuna güvenenler için hiçte zor olmasa gerek ama yinede sonunu düşünüp görme hedefiyle hareket etmek faydalı olacaktır. Bin yıllık, Bizans’ın Meryem Ana sembolleri taşıyan ana kiliseye varılınca bu çabaya değer diye düşüneceğinizi umuyorum.
Agia Anna plajı
Amargos’da araç kiralamak mantıklı olablir çünkü konaklama yerinize göre Agia Anna plajına gitmek için virajlı bir yolla dikkatli bir sürüş muhteşem manzaralara tanık olmak. Denizin sonsuz görünümünden Besson’un The Big Blue filminin adınınnerden geldiğini anlamak zor olmayacak. Kikladlardaki en etkileyici plajlardan birine muhteşem temizlikteki su ve muhteşem kayalıklar keyifli bir an sizin.
‘’Amorgos’un mistik cazibesinde “yavaş tempoda yürüyüş”
Bu ifade Amorgos’u yıllarca boydan boya dolaşmış, arkeolojik hazineleri gün yüzüne çıkarmış arkeolog Lila Maragkou’ya ait. Zayten Amargos’a gidip telaş içinde hareket etmeyi düşünmeyin, Lila’nın dediği gibi yavaş tempoda yürüyüş, gerçek adanın büyüsünü size sunacaktır.
Görülecek yerler: Arkesini, Aigiali ve Minoa kalıntıları üç ayrı antik kent devletin kalıntıları ile tarihte bir yolculuk yapmak mümkün.Yerel tatlardan Fava ada halkının daha doğrusu kadınların sarı kurutulmuş bezelye sosu ile yaptığı özel lezzeti tatmayı unutmayın. Bilye oynayan yerliler. Krikelos kimsenin uğramadığı mayınlar ve hendeklerle delik deşik olan kayalıklarla dolu..
Chora ve Kale ; Doğal olarak kale haline dönüşmüş bu çıkıntı Amargos ta Kiklad evlerinin üzerinde yükseliyor. Korsanların gözünden kaçan adanın Chora’sı ve kalesi Bizans ve Venedik geçmişini yansıtıyor. Muhteşem bir manzara için yine Chora’ya tırmanmak veya araçla çıkmak mümkün. Kaleden bakılınca aşağıda sevimli, kendi kuyularıyla ve zeytin presleriyle donatılmış Voreina bölgesini keyifle seyredin. Troulos’daki terk edilmiş rüzgar değirmenlerini, Platystenos’daki mağaza ve kafeleri incelemek ve Ege’ye nazır doğa bir balkon Monk’s Mill (Papazlar Değirmeni) meydanının keyfini çıkarın.
Adada tatiliniz için hangi limanı seçeceğiniz önemli. Lakki kumsaldaki barları ile Aigiali geleneksel kafeleriyle sahildeki uzun yürüyüş alanlarıyla aile dostu Katapola veya gün gün her birini değerlendirmek. Tercih sizin.
Asfondylis kayalıklarına 1888 yılında adını kazıyan engelli çocuğun hikayesi Asfondylitis’deki kaya çizimleri Kısa bacaklı keman tutan dansçılar.Etkileyici olabilir. Amargos’un saklı cevheri diyebilirim.Yunanistan’ın bir çok yerinde olduğu gibi Amargos’ta kendi içkisini kendisi damıtıyor. Kafelerde tavernalarda ve barlarda kendine özgü bu içkiyi tatmak size kalmış.
Gavras Kulesi Şu an bölgede yapılan kazılarda çıkan heykeller ve yazıtların sergilendiği bir müze olan kule Chora’nın merkezindeki 16. yüzyıl Venedik mimarisine ait bir bina.
Amargos’a nasıl gidilir. Amargos yat turizmine çok uygun aynı zamanda Kos adasından ulaşım sağlamak mümkün. Vize gerekli olduğunu belirtmeliyim… keyifli geziler.