Genel

Cinqui Terre

CİNQUİ TERRE …

İtalyanca ‘’beş toprak parçası’’ demek. İtalya’da çok bahsedilen birçok kasabaya göre daha bir güzel geldi bana… La’Spezia ya bağlı beş kasabadan oluşuyor. Hani derler ya ‘’Balıkçı Kasabası’’ tam anlamıyla öyle… İtalya’nın Ligurya bölgesinin beş güzeli Cinqui Terre.

Şöyle düşünün Yılın büyük bir zaman diliminde araç kullanma şansınız yok. Kimse mutsuz olur mu? Desem… İstanbul’u düşününce! Sanmam. Tren ulaşımı hem çok konforlu hem de pratik Kim ister trafik olsun. Kasabalara Araç girişi yok.

İtalya’nın kuzeyinde kurulmuş beş balıkçı kasabası, orta çağdan kalan yapılar. Labirent gibi sokaklar, rengarenk pastel tonlarla boyanmış kayaların yamacına yapılmış apartmanlar, evler. Bu beş kasabanın birbirine trenle ulaşımı dışında kayaların etrafına yapılmış patika yollardan ulaşılabildiğini duyduğumda hayretler içerisinde kaldığımı söyleyebilirim ama sonra düşününce çokta normal buldum. Küçücük bir kasaba merkezi yokuş aşağı inen bir cadde, apartmalar arası  sokaklar daracık dik merdivenlerden ibaret. Dolayısıyla kayanın arka tarafı diğer kasaba… Eee böyle bir yerden kayalıkların arkasına tırabzan la çevrilmiş patikadan.Hatta denizin o muhteşem manzarasının keyfini çıkara çıkara yürümek muhteşem bir tecrübe. Cinqui Terre nin o büyülü atmosferi UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine taşınmış.

Cinqui Terre tam olarak nerede ? diye tarif edecek olursak. İtalyanın kuzeyinde Cenova ve La’pezia’nın arasında. Cenova’yı hepimiz ülkenin en büyük liman şehri olarak bilsek de La’Spezia çok az bilinen bir şehir. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu beş kasabayı gezmek için ya trenle ya da patikaları kullanarak bir kasabadan diğerine geçerek gezmek mümkün. Toplamda 12 km lik bir rota yürüyüş severler için çokta keyifli olabilir.

Gezi amacınız deniz güneş kum ise bölgenin en kuzeyindeki Monterosso ve yakınındaki Vernazza kasabalarını tercih etmeniz daha doğru olabilir. Yok biz gezelim, renkli sokakları keşfedelim derseniz en güneydeki Riomancero kasabası doğru bir tercih olur. Bizim tercihimiz de Riomancero oldu. Hatta uçakta inip, direk tren garına gidip o an kalkmak üzere olan trene yetişmek için koşuşturmamızı hatırladıkça kendi kendime gülüyorum.

Bizim uygun bir uçak bileti bulup başlayan yolculuğumuz. İtalya Pissa Havalimanından Pissa Centrale tren istasyonundan La’Spezia‘ya La’Spesia’dan Riomancero ya ulaşarak başladı. La’spezia dan Riamancero’ya giderken kayalıkların arasından görünen deniz manzarası bizim yorgunluğumuzu almayı başarmıştı. Zaten çok kısa süren yolculuk Riomancero istasyonunda inip kayalıkların etrafındaki patika yolları görünce bir şaşkınlıkla aaa kayalıkların kenarında yürüyüş yolları varmış yorumuyla sohbet başlamıştı ama sonradan öğrendiğimiz aslında tren dışındaki ulaşım şeklinin bu patikalar olduğunu öğrenince şaşkınlığımın daha bir arttığını söyleyebilirim. Ayrıca bu güzel patikanın ‘’ Via Dell Amore’’ yani ‘’Aşk Yolu’’ ismiyle diğer kasabaya bağladığını duyunca eşimle birlikte yeniden burada olmak istediğmi itiraf etmeliyim. Riomancero kasabasını gezmekle başladık. Sabah saatlerinden beri yolda olunca Riomancero da kalmaya karar verdik otele yerleştikten sonra şöyle bir keyifle yürüyelim manzaranın keyfini çıkaralım dedik. Tabi konaklayacağımız otel resepsiyonundaki hanım efendinin bizi sanki azarlıyormuşçasına konuşmasına kulak vermeden kendimiz o büyülü atmosfere bıraktık tepeden aşağı doğru o güzel renkli apartmanların arasında dik merdivenlere aldırmadan sahile kadar yürüdük karşımıza çıkan minik doğal liman, minik minik kafe restoranlar o güzel deniz manzarası!  ilk hayalimiz güneşin batışına karşı bir akşam yemeği yemek ve bir şeyler içmek olsa da pek o keyfi yapamadığımızı itiraf etmeliyim. Şu an şaşkınlık içinde okumaya devam ediyorsunuz biliyorum tabi son dakika koşup trene yetişmek bu bölgenin ne kadar turistik olduğunu unutturup rezervasyon gerekeceğini düşünmemekten kaynaklı bir hayal kırıklığı… ama ikinci bir sebepte üç kişi olmamız oldu. Çok keyifli bir masa hem de tam manzaranın en güzel noktasında ve masa boş bizdeki heyecanı hayal edin ama ne var ki ! üç kişiyiz !! … masa iki kişilik tabi tipik Türk usulü abla biz buraya sıkışırız bir sandalye at oturalım ısrarı hiç etkili olmadı ablamız ciddi ciddi şaşkın şaşkın iki kişilik masaya üç kişi oturtamayacağını anlattı sağ olsun bizde kıza kıza o merdivenleri yukarı doğru tırmandık. Biz alışkın değiliz tabii Türkiye de o konumda bir yerde masa ve sandalye eklenerek her milimetre karesine yerleştirildiğimiz için bir şaşkınlık oldu. Ben o an içten içe kızsam da aslında yan masada ben olsam veya beni öyle oturtmaya kalksa hiç hoşlanmayacağımı söyleyebilirim; ne o rahat servis yapabilir ne biz rahat yemek yiyebilirdik. Yani diyeceğim rezervasyon yapmakta fayda var !… ya da rahatlıkla aperatif bir şeyler alıp o kayalıkların üzerinde yine keyif yapmak mümkün hatta çok daha keyifli ve ekonomik olabilir. Benden söylemesi.  Bizim tercihimiz kasabanın içinde bir restoranda oldu yer bulunca hiç düşünmeden yemek yemeğe karar verdik. Yoksa açlık gerginliği geldi gelecek durumda. Açık söyleyeyim masadaki arkadaşlarım çok beğenmemiş olsa da rezene salatasıyla servis edilmiş karides ve deniz ürünlü makarnayı (pasta desek daha doğru olur) sevdim diyebilirim. Aslında Riomancero da kızarmış deniz ürünleri alıp külahta bir taraftan sokakları keşfederek atıştırmak çok daha keyifli olabilir… Benim bu sefer fırsatım olmadı ama yolum tekrar düşerse tercih edeceğimi söyleyebilirim. Bu arada gittiğim yerlerde lokal ürünleri deneyimlemek isteyen ben … yerel üzüm bağlarından üretilen lokal şarabı denedikten sonra biraz hızlı bir çakır keyif halinin geldiğini atlamayayım … bir dikkat uyarısı vereyim lezzetiyle müsemma ama dikkatli içmekte fayda var… o dik merdivenleri düşünürsek arkadaşımın değimiyle insanın bir sefer kaza yapma şansı olduğunu unutmayalım.

Birazda Manarola dan bahsedelim ; Manarola Riomancero limanında gezerken rastladığımız aslında bizim balıkçı zannettiğimiz ama Monarola’nın en iyi restoranının chefi olduğunu öğrendiğimiz genç chefin kasabası .Dev bir kayanın üzerine kurulmuş pembe sarı tonlardaki evler, hemen dibindeki masmavi deniz … en güzel İtalyan kasabası aramasında ilk sıralarda çıkan o güzel kasaba İtalyanların aşkı Aperol Spritz keyfi için ideal manzara.

Üçüncü Kasaba Corniglia; ne düşünüyorsunuz herhalde aynı tabloyu göreceğiz. İşte büyük yanılgı Corniglia diğerlerinden farklı olarak en üst noktada tamda Dağın Tepesinde merdivenle çıkacak ziyaretçilerini bekliyor. Merdiven tırmanmak ilk önce öyle zor görünmese de sıcak saatleri seçmemenizi tavsiye edebilirim. Biraz hatta epey bir zorlayabilir ama sonuç güzel bir manzara dağ evleri, Arnavut kaldırımlı sokaklar, minik kafeler, şirin dondurmacılar bu merdivenleri çıkmanın ödülü olabilir.

Dördüncü kasaba Vernazza; Ne demiştik tatilinizi deniz plaj güneş olarak geçirmek isterseniz tercih edilebilecek kasaba bu özelliğini daha deniz kenarına ulaşınca St Argeretof Antioch kilisesi önündeki plajla ve etrafındaki şirin kafelerle kendini gösteriyor. Buradan aynı zamanda yıllarca olağanüstü hal kapsamında kalmış bir kasaba olarak da bahsedebiliriz. Çünkü 2011 yılında şiddetli yağmur sonrası yaşanan heyelan sonrası çok büyük zarar görmüş… ama Cinqui Terre’nin asıl doğal liman ve tam anlamıyla balıkçı kasabası ünvanını alacak tek kasabası diyebiliriz.

Ve geldik son kasabaya Monterosso: Limoncello ‘nun işte tam adresi, aslında uzun sahili ve plajı  ile adından söz ettirse de  limon ağaçları ile ünlü . Monterosso del Mar hem tarihi, hem de İtalyanların sevgilisi Limoncello ‘su ile anılıyor. Diğer kasabalara göre daha düz olduğunu söylemek mümkün. İki bölüm de anılabilir eski şehir (Old Tavn ) ve yeni şehir. Kasabanın kalesi Torre Aurora kasabayı ikiye bölüyor diyebiliriz. Tren istasyonu ve plajlar doğal olarak yeniyi yeni şehri yansıtıyor. Eski şehir olarak geçen kısımda Chiesa di San Francesco ve Chiesa di Sa Giovanni Battista Kiliseleri ile kasabanın Piazza Garibaldi önemli yapılardan. Tabi istasyonun batısındaki dalgaları omuzlayan dev Neptün heykelini unutmamak lazım ‘’ II Gigante ’’

Cinqui Terre de en çok yapmak istediğim şey balık turu oldu ama fırsatım olmadı diyebilirim eğer yolunuz düşerse Riomancero da o mavi takalarla bir balık avı enteresan olabilir. Birde sahildeki o antik kalıntıları seyredip güneşi batırmak. Ben tekrar gidişimde, siz ilk seferde bu keyfi yaşayın derim …

Parpali ile yeni rotalarda görüşmek üzere … 🙂

Leros Adası Yazımızı Buraya Tıklayarak Okuyabilirsiniz