Şehri anlat deseler. ne söylersin? … Zamana meydan okuyan, kıtaları birleştiren, her köşesi tarih ve hikâyeyle dolu büyülü İstanbul şehri.
Bu İstanbul şehri sadece bir şehir değil; her köşesinde bir hikâye, her sokağında bir ruh, her anında bir şiirdir. Ve bir kez gönlüne düştü mü, bir daha unutamazsın.
Sabahın ilk ışıklarıyla Boğaz’da süzülen martıların çığlıkları, vapurdan atılan simitleri havada kapışlarıyla başlar İstanbul’un melodisi. Hafif bir meltem, denizin tuzlu kokusunu yüzüne taşırken, Kız Kulesi’nin yalnız ama vakur duruşu seni selamlar.

Bugün, bu büyülü yeri anlatmak istedim… İçimden öyle bir benzetme geldi. Kırmızı etekli ‘Dans Eden Kadın’… Şöyle arkana yaslan ve düşün. Seyrettiğin anı hissedeceğin hayranlığı.. hep öyle bakmadık mı? Bu büyüleyici yere aşık olmadık mı? bizi bizden almadı mı? alıpta büyülemedi mi?
Şehri Kırmızı Etekli Dans Eden Kadına benzetsem
Zamana meydan okuyan, kıtaları birleştiren, her köşesi tarih ve hikâyeyle dolu büyülü bir şehir. Onu anlamak, sadece taşlarına, caddelerine ya da köprüleriyle olmaz. Gerçekten görmek için hissetmek gerekir. O, bir şehirden öte, bir ruh, bir melodi, tutkulu bir dans gibidir. Kırmızı eteğini savurarak dönen bir kadın gibi… Her dönüşünde başka bir hikâye anlatan, her adımında insanı büyüleyen bir dansçı!!
İlk kez gelen biri, tıpkı sahneye çıkan bir dansçının ilk hareketinde olduğu gibi, bir anda büyüleverir. Boğaz’ın serin suları, dansçının zarif kıvrımları gibi kıyıları okşar, martıların çığlıkları bu büyülü sahneye eşlik eden bir melodi olur. Vapurun bacasından çıkan duman, bir gelinin duvağındaki tüller gibi gökyüzüne süzülür. Şehir, içinde barındırdığı her renk, her ses, her dokuyla büyük bir gösterinin başrolüdür.
Boğaz’ın Ritmi ise Şehrin İlk Adımları
Şehrin Büyülü Gözdesi
Zamana meydan okuyan, kıtaları birleştiren, her köşesi tarih ve hikâyeyle dolu büyülü bir yer. Onu anlamak, sadece taşlarına, caddelerine ya da köprüleriyle olmaz. Gerçekten görmek için hissetmek gerekir. O, bir yerden öte, bir ruh, bir melodi, tutkulu bir dans gibidir. Kırmızı eteğini savurarak dönen bir kadın gibi… Her dönüşünde başka bir hikâye anlatan, her adımında insanı büyüleyen bir dansçı!!

Sarayburnu’na geldiğinde İstanbul’un eteği rüzgârda savrulmaya başlar. Topkapı Sarayı’nın taş duvarları arasında yankılanan adımlar, asırlardır süregelen bir ritmin parçasıdır. Burada, Osmanlı padişahlarının ayak izleri hâlâ duyulabilir, taşlar hâlâ fısıldar. Saray’ın bahçesinde dolaşırken İstanbul, zarif bir vals gibi yavaşça döner, denize bakan pencerelerinden masmavi Boğaz’a doğru süzülür.
Tarihin İçinde Ritim Artar Kapalıçarşı ve Sultanahmet
Şehrin dansı, eski sokaklarda hızlanır. Kapalıçarşı’nın labirent gibi uzanan yollarında kaybolurken, baharat kokuları insanın başını döndürür büyülenirsiniz. Burası bir gösterinin en renkli sahnesidir. Halıcıların sabırla dokuduğu motifler, bakırcıların çekiç darbeleriyle şekillenen eserleri, kuyumcuların ışıl ışıl sergilediği mücevherleri… Hepsi bu dansın içindeki ahengin bir parçasıdır.
Sultanahmet Meydanı’na geldiğinde İstanbul, asaletini gösterir. Ayasofya’nın kubbesinin altında durduğunda insan, zaman tünelinden geçer sanki başka bir dünyanın içinde gezer. Mozaiklerin ışıkla buluştuğu an, dansçının en görkemli hareketini sergilediği an gibidir. Göz kamaştırıcı, baş döndürücü, unutulmaz… Birkaç adım ötede Sultanahmet Camii’nin ince minareleri göğe yükselirken, mavi çiniler ruhuna huzur verir. İstanbul burada zarif bir figür çizer, adımlarını nazikçe yere bırakır.
Akşamın Tutkusu Boğaz’da Kızıl Bir Gölge
Güneş batmaya başladığında, şehrin dansı ayrı bir ritme bürünür. Renkler koyulaşır, gölgeler uzar, tempo değişir. Ortaköy’de, Boğaz’a nazır kafelerde otururken, denizin üzerindeki ışıkların dansını izlersin. Kumpir yersin, yanında demli bir çay… Ayaklarının altında dalgaların kıyıya çarpışını hissedersin. Boğaz Köprüsü’nün ışıkları yavaş yavaş yanmaya başladığında, şehrin gecesi yeni bir büyüye sığınır.

Gecenin Rüyası Beyoğlu’nun Ateşi
Gecenin çökmesiyle İstanbul’un dansı zirveye ulaşır. Beyoğlu, Cihangir, Taksim… Şehir, sokaklarında yankılanan kahkahalarla canlanır. Tarihi tramvay İstiklal Caddesi’nin ortasında ağır ağır ilerlerken, sağlı sollu kafelerden gelen müzik sesi İstanbul’un dansına eşlik eder. Karaköy’ün ara sokaklarında, küçük meyhanelerde içilen rakının buğulu sohbetleri, bu şehrin gecesine ayrı bir anlam katar.
Büyüleyici Bir Şehir İşte... Bir Kez Kapıldın mı ? Bir Daha Vazgeçemezsin !
Bu şehir, kırmızı eteğini savurarak dönen bir kadın gibi, insanı bir kez içine aldığında, bir daha bırakmaz. Her sokağı, her köşesi, her tarihi yapısı bir hareketin, bir ritmin parçasıdır. O, bir şehri gezmekten çok daha fazlasıdır; onu hissetmek, onun dansına eşlik etmek gerekir.
Bir kez âşık oldun mu, bu aşk hiç bitmez. Gün biter … yeni bir sahne başlar. İşte o sahnede her zaman ışıldayan bir dansçı gibi, seni her gün yine yeniden büyülemeye devam eder.
Bu aşk bitmez yeniden alevlenir. Her gün yeniden yaşanır… ve sen her gün yeniden büyülenir, her gün yeniden aşık olursun …
Güzel bakan İstanbul’lulara sevgiyle …

İstanbul’un Büyülü Atmosferinde Dansın Önemi